27/1/2008 ·
Yağmur Sen, Yağmur Delisi Ben…
Bir deli yağmurdun sen.
Yağışını, tepeden tırnağa beni sırılsıklam yapmanı severdim.
Her damlan içime işlerdi, her damlan yüreğime akan bir nehre dönüşürdü.
O ıslak halinle tir tir titrerken, bir tek damlanı bile kaçırmamak için
kapanmazdım hiçbir yere.
Yağmurdan sonra üşümeyi kim sever ki? Ben severdim işte.
Bir yağmur bağımlısına dönüştürmüştün beni.
Sen yağdığın zaman elinde şemsiyeyle gezen, kaçışan insanları gördükçe
öfkelenirdim.
Seni hissetmeyen insan neden yaşardı ki dünyada?
Sonra dağılırdı öfkem ve gururlu bir gülüş kaplardı yüzümü.
Hiç kimsenin fark etmediği o güzel ıslaklığın tek sahibi bendim.
Bu beni hepsinden ayrıcalıklı kılıyordu.
Onlar sıradan, ben farklı. Uçurumun dibindeki yalnız çiçektim ben.
Tek besinim yağmurdu. Yağışını beklerdim.
Kurak günlere, ayaz gecelere inat hiç bitmeyen bir umutla beklerdim.
Kapardım yapraklarımı, bükerdim boynumu direnmek için dünyaya.
Umudun yitip gittiği günler de oldu elbette.
Bekleyişin işkenceye döndüğü zamanlar da oldu.
Yağmama ihtimalin yoktu ama ya ben sabırsızdım, ya da sen yağacağın zamanı
çok iyi bilirdin.
Ben bunun rahatlığıyla hiç solmayacağımı düşünürdüm hep.
Yağacağını bilerek özlemenin tadını da sevdim ben.
Benimle bekleyen diğer yalnız çiçekler "Artık yağmayacak" diye kendi
yağmurlarından ümidi kesmişken, ben "Durun" derdim onlara. "Benin yağmurum
hepimizi hayat döndürmeye yeter..."
Öyle kıvamında yağardın ki, ne sel olup yıkardın duvarları ne birkaç
damlayla kandırırdın dünyayı.
Hep yettin, hep "şükür" dedirttin.
Seni taşıyan bulutlar da hiç siyah olmazdı.
Yakışmazdı sana kara bulutlardan düşmek dünyaya.
Aydınlığını verdin, beyaza boyadın onları. Bu yüzden hiçbir zaman yıkım
olmadı yağışın.
Yağışından sonra gökkuşağına dönüşmeni de sevdim.
Her damlan başka bir renkti.
Gözlerimi alamazdım o renk cümbüşünden.
Çabuk kaybolacağını bildiğim için bir saniye ayırmazdım gözlerimi senden.
Sonra güneş yükselir.
Sen çekilirdin. Ama her gidişin, yeniden döneceğinin müjdesiydi, bilirdim.
Bu aralar yine kurak gidiyor günler.
Ne bir bulut var; ne de yere düşen bir damla.
Ben yine dileniyorum ama geciktin Ey yağmur. Sitemdir sanma, vardır
bir bildiğin ama düşün ki sen olmazsan solup gideceğim bu çorak dünyada.
YAĞ VE SIRILSIKLAM ET BENİ, BEN ÖYLE TUTKULU, ÖYLE YAĞMUR DELİSİ ...
''...BoNCuK GöZLü KüÇüĞüM BiTaNeSiNe...''
Yorum (2) Yorum yaz!
23/11/2006 ·
ALIŞMA BANA NE YAPACAĞIM BELLİ OLMAZ,
BUGÜN VARIM,YARIN BİRDEN YOK OLURUM...
DOKUNMA BANA,KAPANMAMIŞ YARALARLA DOLUYUM,
CANIMI ACITMA
BİR YARADA SEN
AÇMA...
SEVME BENİ,YOĞUN DUYGULARIMDA KAYBOLURSUN,
TUTUŞTURURUM...
İSTEME BENİ,
YASAKLARLA BOĞUŞURSUN,ENGELLERLE DOLUYUM...
ÇÖZMEYE ÇALIŞMA SAKIN,
SENİNLE KARIŞIR İYİCE KÖRDÜĞÜM OLURUM...
ANLAMA BENİ,
BEN KENDİMİ ANLARIM,BEN BÖYLE MUTLUYUM...
AŞKI YAŞATMAMI İSTEME ASLA,
BEN AŞKA YILLARDIR İNANMIYORUM...
GÜVENİYOSAN KENDİNE İNANDIR BENİ AŞKIN VARLIĞINA,
SONUCUNDA ÖYLE BİR AŞK
YAŞATIRIM Kİ;
VAZGEÇEMEZSİN!!!...
TUTKUN OLURUM...!!
YIKABİLİRSEN DUVARLARIMI,SAKIN BIRAKMA BENİ,
TÜM TUTKULARIMIN VE GÜCÜMÜN ARKASINDA,
HALA MİNİK Bİ ÇOCUĞUM,
BÜYÜTEMEZSEN...
KAYBOLURUM....
''BoNCuK GöZLü KüÇüĞüM BiTaNeSiNe''
Yorum (4) Yorum yaz!
19/6/2006 ·
Brenda, bir dağa tırmanmak istiyordu… Bir gün cesaretini toplayarak
bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında,
neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı
karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet
kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya
başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu.
Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa
düşerek ipi gevşetti. Aniden boşalan ip, hızla Brenda’nın gözüne
çarparak lensini düşürdü..
Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens, yamacın
ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu.
Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah’a dua
edebilirdi yalnızca... Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı.
“Allah’ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar
üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin
yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.”
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak
üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri
“Aranızda lens kaybeden var mı?” diye bağırdı.”
Brenda’nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu
ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan
lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına
anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan
bir karınca resmi çizerek karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları
yazacaktı:
“Allah’ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve
neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu
taşımamsa, senin için taşıyacağım...”
''BoNCuK GöZLü KüÇüĞüM BiTaNeSiNe''
Yorum (1) Yorum yaz!
6/6/2006 ·
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...
''BoNCuK GöZLü KüÇüĞüM BiTaNeSiNe''
Yorum (6) Yorum yaz!
2/5/2006 ·
[Bitmeyen Hikayem]
Düşlerimde yitti inzivada puslu korkularda,
Acın hep tüketti gün ve gün zamanla.
Ağladım sonunda siyahın esareti odamda,
Damla damla cismime vuran gözyaşlarımla...
...Günlerdir kaybolanların peşinde, terkedenlerin sızınsında arşınlamıştı sokakları.
Umutlar da çaresizce geçilen sokaklarda kayboluyordu. Yaşlı gözlerde tükenendi yaşlar.
Evden ayrılalı uzun zaman olmuştu. Yokluğuna alışamayaların, telaşlı arayışlar arasında
kıvranan nefesleri sanki hemen arkasındaydı. Karanlıkların ardından onu takip ediyordu.
Yüzünü çevirip baktı; kafasını omuzlarına, izleniyor hissiyle saklarken kaçtı onlardan.
Günlerdir küçük bir tebessüm dahi göremişti, gördüklerinde boğulan gözleri. Ve soluksuz
yürüyordu. Saçakların altına damla damla sızarken yağmur, soğuğa yenik düşmüş, cebinde
sıcak kuytulara sığınmayı, bir sigaraya sarılmayı bekleyen elleri ile üşüyordu. Alışıl-
mışların ardından gelen ayrılıklar kemiriyordu düşüncelerini, kalbini... Ve bir daha ne
alışmak istiyordu onlara ne de hatırlamak istiyordu olanları. Bir an durakladı. Yağmur
kuru, kaskatı kesilmiş bedenine her dokunduğunda doğdu korkular. Ürken vücudunu ayakları
taşıyamaz olmuştu. Kahverengi, soluk benizli, onun kadar yaralanmış paltosunu çıkarıp
attı üzerinden. Onu her yağmurda sırtlanmakta bir alışılmışlıktı. Sordu, yol boyunca hep
kaybeden düşüncelerini, benliğini sorguladı. Sorgu odalarında kara aynalara savrulandı
sorular ve aynalara çarpıp yüzüne vurdukça aldanışların yalanlığını anladı. Ve ağladıkça
yağmur yağdı, hiç susmadı. Damlaların saldırılarına ayakkabıları da dayanamadı. Ne varsa
soyup attı ayaklarından. Yalın ayak yürüyor, durup durup ardına dönüyor, umutsuzluğuna
teslim gözlerle etrafına bakıyordu. Etrafında griye bürünmüş binaların çirkinliği vardı.
Yığın olmuş betonların arasından koşarak kurtulmaya çalıştı; ve koşarak kaçabileceğine
inanadığı korkuları, gece gibi saran, sonbahar gibi yakan manevi sancılarını ardına alıp
sokağın sonundaki sokak lambasının, ışık denizinden kaldırımlara çarpan dalgalarına doğru
koştu... Ama kaybolmayan seraptı sanki ulaşabilmek ne mümkün. Nefesi tükenene kadar koştu.
Durmak ölümdü sanki,aşka dokunmak zulüm; sevmek yalandı,konuşmak mı? Kelimeler çözülmeyen
bir kördüğüm.
Dermansız ayakları " derman " diye ağlaya dursun, eski bir durağın önünde, öylesine
kalakaldı bedeni. Suskunluk harplarında, yalnızlıklarla bertaraf olmuş bu cismi bir adım
daha ileri götürebilmek için mecali dahi yoktu. Bir sınama mıydı bu Yaradan'dan ? Yoksa
Sırat mıydı geçemediği ve yürüdükçe bitmeyen bu yol, bilemedi. Sona gidiyordu, istediği
de buydu. Cehennem ateşleri yok ederken kaybolanları isteyen, kayıpları arayan dualarını
Allah(C.C) yağmuru hissettirdi ölü hislerine.Düşlerinı kar yangınları gibi soğukla yakan,
alevlere boğan ateş susuverdi o an. Dizleri üzerine çöküp avuçlarını ğöğe kaldırdığında
Tanrı ona rahmetini verdi. Öylece saatlerce bekledi. Ama hala bedenindeydi. Acıyı çeken
ruhu değil kendisiydi her dakikada. Zaman yoktu ortalarda, ne yağmurlu bir günün soğuk
akşamındaydı, ne de yüreğine sinen siyah gecenin koynunda. Yalnızlığa mahkum bir bedenin
tam ortasında umutsuzluk oruçlarında umutsuzluklarını beklemekteydi.
Yağmur ruhunun söküklerinden içeri sızdıkça kaybediyordu kendini. Sonunda durağa
sığınmaya karar verdi. Bomboş bir duraktı burası. Ne bir yerlere gitmeyi bekleyen bir
yolcu vardı, ne de bir yerlere giden bir otobüs geçti önünden. Sağ tarafında kırık cam
şişeleri, onun gibi oraya sığınmış kuru yapraklar, sigara izmaritleri vardı. Bir köşeye
kıvrıldı ve onlara hikayeler anlatmaya başladı. Öksürüklerle kesilen nefesi bile uzun
uzun sendeleyip göğsüne saplanıyordu. Ceketinin yakalarını kapatıyor kollarını sıkı sıkı
birbirine bağlıyordu, yorgundu. Rüzgar adam akıllı esiyordu. Gözleri kapandı bir an için
" Kurtuluyorum artık. " dedi ama uyuya kalmıştı. Korkular çalındı ruyalarına, Ruyalarımda
bulurum düşüncesiyle çaldığı kapıyı açan korkularıydı yine, kabuslarıydı. Kabuslara açtı
gözlerini.
Küçük bir kızın aksini görüp görüp kaybederek başlayan ruyasında sonunda onu tam
haliyle görmüştü. Küçük kız avuçlarına beyaz bir tohum bıraktı: "Bunu çöle ekersen yeşili
ile görünür sana, bunu cehennemde avuçlarında tutsan tatlı soğuğuyla korur seni ve bunu
kalbine neshter gibi al, sapla ruhun olup Ulu'nun nefesiyle sarar seni." diyen seslerle
uzaklaştı görünenden...
Bu seslerle açtı gözlerini. Yağmur dineli çok olmamıştı. Sanki o ruya ile birlikte
tüm yağmurlar kalbine ulaşmak içi yola çıkmış, buralardan ayrılmıştı. Sımsıkı avucunun
farkına vardığında bir tebessüm açtı dudaklarında. Şaşkınlıkla gözleri ışıldamaya,
nefesini hissedemediği anların ardından, gögsüne derin derin nefes vurdurmaya, yağmurun
kokusuyla uyanmaya, koklamaya başlamıştı. Dünya bir anda dönmeye başlamıştı sanki kaldığı
yerden. Ve kayıp olan her duygu bir diğerini getirdi ardından. Küçük bir ayrılık sonrası
pişman olup geri gelmişlerdi. Rüzgar esti, ona sarıldı. Gözleri ağladı ona da sarıldı.
Yıllardır suskun, dünyaya küsmüş, Yaradan'a kavuşmayı bekleyen bir yanardağın bedeni gibi
O'nun 'Ol!' demesiyle olan herşey nuru ile dokundu bedenine ve sevgi patlamaları ile
fışkırdı umutlar etrafa. Bedenini toparlayıp doğruldu. Küçük bir kızın cisminde gelen
meleğin söylediklerini bir türlü aklından çıkaramıyordu. Birden Neredeyim,ne oluyor bana?
diye bağıran kelimeler çıktı karşısına.Sustu cevap veremedi.Avucu hala sıkı sıkı sarılmış
açılmayı bekliyordu. Avucunu heyecanla açtı; ama biraz önce ruyada gördüğü gibi beyaz bir
tohum yoktu içerisinde. Aksine koyu renkli, kenarları yırtılmış kuru bir yaprak vardı.
Tekrar başladığı yere geri döndüğüne dair kaygılar karamsar sorular yağmaya başladı üstü-
ne. Karamsarlık usul usul yanaştı yanına ve bedenine yöneldi. Rüzgar olanları seyrederken
dayanamadı. Sert güçlü bir esiş ile karamsarlığı alıp götürürken, yaprak elinden caddenin
kaldırım yanındaki beyaz yer yer kesilen yol çizgisinin üzerine düştü ve rüzgarın peşine
doğru koşmaya başladı. O da yaprağın ardından yola koyuldu. Beyaz çizgiyi takip etmeye
başladı. Bu yol bitmez bir yol olmuştu sanki. Daha önce etrafında gördüğü gerçek olmayan
görüntüler kendilerini ait oldukları dünyaya bırakıyorlardı. Ölüme uzanan bu uçurumun
kıyısında o da kendini ait olduğu yere bırakıyordu...
Bir bir kaçışıyordu dünler hayatımdan. Sigaram senin tadını vermiyordu artık.
Ve yüksekliğini tahmin edemeyeceğin bir uçurumun kıyısında ellerinden bırakılırken kalbim
hikayedeki kayıp kahramanımın hayata dair son çığlıklarını duyuyorum :
Gerçek gibi yalanların terkindeyim, ben sensizim.
Ağlamaklı gözlerle felaketim oldu sözlerin.
Hep söyledim: " Ben sevdim sense beni sevmedin."
Kalbim yoruldu, yoruldu artık sensizliklerim.
Ellerim buruşmuş, titreme nöbetlerinin bir yenisi de az önce başlamıştı vücudumda.
Yıkık hatıralarımın suskunluk kokan parçaları geçiyordu caddenin hemen karşısındaki ıslak
kaldırımlardan. Utangaçlığım , utangaçlığın , gerçekliğim seninse yalanlığın dolu anlarda
ellerini tutmaya çalıştığımı görüyorum. Birden kaybediyorum seni, sahteliğini zahirliğini
bile göremiyorum. Sana son kez sarıldığım penceremin tam karşısındaki o lambanın altında
kapanıyor gözlerim ölüyor seni seven düşlerim. Soluksuz gecelerimden biri daha sabahıyla,
senin bıraktığın yaraların sancılarıyla hediye ediliyor; varlığını henüz hissedemediğim
hayatıma. Ve gün bir ertesinin gördüğüm kabuslarımda saklı olduğu, sensizliğime saklı
yarınlarıma senli yalnızlıklarımı ekliyor. Kabuslarımı getiriyor..
Bitmek bilmeyen ve her seferinde farklı kelimelerle aynı hücrenin yalnızlığını,sensizlik
havasını anlatan bu hikayeme de son noktayı koyamıyorum. İstesemde bitmiyor ,iyileşmesini
beklesemde iyileşmiyor; susmuyor,yorulmuyor ama seni de sevmiyor bu kelimeler. Her satırı
damla damla yaş olurken gözlerimde, senin için ağlayandı ve senindi; sanaydı, benim gibi
kanayan, yanandı,yorulandı. Senin gibi yalandı, dünyaları isterken dünyasından olandı,hep
solandı. Ne istediğini bilmeyen, sevmeyen ve biliyor musun hiç bitmeyendi her noktada
yeniden başlayandı bu hikayem..
Yorum (2) Yorum yaz!
2/5/2006 ·
| Aklımdasın.. |
|
..Şimdi kal deyip de bugüne, bu geceye, yarını ellerimin tersiyle itmek var ya. Serbest kalıyor bileklerim.. Aklımda, gözlerini ilk görüşüm ve bir gülüşün kendimi bambaşka dünyalarda hissetmeme nasıl sebep olabilir? Hiç tanımadığım, daha önce hiç karşılaşmadığım duygulara bir anda nasıl sahip olabilirim. Şimdi bakışlarım hep sana kaçıyor,gülüşünü arıyor gözlerim. Çırılçıplak denizlere dalıyor ağrıyor kalbim... Gülüşlerin etrafına toplanıyor düşüncelerim ve gözlerin varya..Aklımda senli yarınlarım yarınımı bekliyorum... Aklımda sesini ilk duyuşum, kalbime ilk dokunuşun varya... Tüm dünya sessizliğe bırakıyor kendini. Kalbim durmuyor ki yerinde tutamıyorum. Adımı söyleyişin sonra gülümseyişin ve sonra gözlerime değişi gözlerinin.Vazgeçiyorum varlığımdan,benliğimden yalnızlığımdan. Vazgeçiyorum asırlarımdan..Kalbim de direnmek istemiyor sana Beni ellerine bırakıyorum.. Aklımda,sigarayı ilk tutuşturuşum sahilde; gökyüzü sana benziyor sanki ve rengini alıyor her yer, sen rengi mevsimler, sen rengi kalbim. Nasıl söylesem sana seni sevdiğimi nasıl söylesem gözlerinde yittiğimi gözlerinde yitirdiğimi kalbimi.. Aklımda ilk nefesim. ilk vuruşum seni cigerlerime. Nefesimsin... Gitme diye benden nefesleri içimde tutmak isteyişim... Aklımda, içten içe, sessiz sedasız büyüyen ilk aşkım ve ilk yalvarışlarım senin için Yaradan'a Senin için tüm dualarım. Senin için tüm yazdıklarım... Aklımda sabahını beklediğim, sensizliğinle beraber ağladığımız gecelerim varya.. Sana ulaşamamanın kalbimdeki ilk çizikleri. Yağmurlar yağıyor İstanbul'a. İstanbul akıyor ayaklarımın altından. Yola koyulmuş geliyor sevdiğin tüm şarkılar. Yola koyulmuş senin adına yaktığım tüm türküler sana yazdığım romanlar dolusu yakılası hikayeler, düşler.. Birer birer dökülüyorlar dudaklarımdan... Aklımda, ellerimi ilk tutuşun var ya... Mevsimler sarılıyor dört bir yanıma. Bana dokunmanın heyecanıyla başlayan titremelerim. Ellerinin sıcaklığına koşuştururken seni seven tüm düşüncelerim. Sımsıkı sarıyorum seni, sımsıkı sarılıyorum yangınlarına. Kokunu çekiyorum içime hem de soluksuz kalırcasına.. Boğazındaki prangalara takılıyor ellerim.. Acıyorlar ve seninle kanıyorlar. Neden diyorum kaçıyor gözlerin... Aklımda, sonbahar yangınlarına sarıp ta verdiğin, beni benden alıp, sonsuzların dipsizliğine götüren ilk öpücüğün. Hiç unutmadığım. Hiç bitmesin istediğim, hayattan, zindanlarımızdan kaçıp buluştuğumuz o gün var ya. Rüzgâr dokunuyor saçlarına. Üzerinde yine o masum çocukluğun, yaramazlığın ve meleklerin yanaklarına tutuşturduğu gamzelerin var. İnan çok yakışıyorlar sana, çok güzel duruyorlar üzerinde.Tek düşüm benim.. Her şeyim, susma!! Aklımda, masallar ülkesinden çıkıp gelmiş, bembeyaz elbiseler içinde, ışıl ışıl parlayan bir melek gibi karşımda oturuşun.. Gözlerin, elimi uzatıp onları yakalayacak kadar yakın, onlara dokunamayacak kadar uzak duruyor benden. Öylesine sessiz ve alabildiğine yalnız ki derinlerin. Susuyorsun.. Ne olur beni bırakma... Aklımda, gidişin dur diyemiyor, susuyor kalbim. Dur diyemiyorum. Karanlığın ortasına bir hüzün tanesi düşüyor gözlerimden. Gecenin ellerine tutunuyorum yine... Gidişin kanayan yaralarım oluyor, gidişin sızım oluyor kalbimde. Gidişin nefessiz kabuslarım, gidişin idam sehpaları önümde... Ne İstanbul kaldı, ne mevsimler, ne renkler. Ne de sessiz bekleyişler... Şimdi kal deyip de bugüne, bu geceye, yarını ellerimin tersiyle itmek var ya... Serbest kalıyor bileklerim... Sensiz artık düşüncelerim. Zora düşüşlerimin yardım çağrıları, kıyafetsizliğim, kendime bir anlam veremeyişlerim ve hepsinden öte safsız kirli anlamsızlığım var...İçimdeki sana dur! Diyemiyorum... Aklımda, geride bıraktığımız, içimde yaşadığına inandığım senli anlarım, yorgun artık senli yalnızlıklarım, yorgun artık hayallerim, sessizliğim, sensizliğim, sana hasretliğim... Yok ki artık yazacak kelimem, nerede düşler. Oysa o kadar çok ki hakkında anlatılaması gerekenler. Şimdi yarın olur mu bilmem ama aklımdan hiç çıkmıyorsun ki.. Aklımda hep sen... Aklımda sen... Aklımda.. Aklımdasın... |
Yorum (3) Yorum yaz!
20/4/2006 ·
ќiм üzєвiLiя вєиi
вєиdєи вαşкα?
кiм doLduяαвiLiя
içiмdєкi воşLuğu
вєи istємєzsєм?
кiм мuтlu
єdєвiLiя вєиi
вєи нαzıя
dєğiLsєм?
кiм
чıкαя
чıpяαтıя
вєиі вєи iziи
vєямєzsєм?
кiм
ѕєvєя вєиi
вєи кєиdiмі
ѕєvмєzsєм?
нєяşєч
вєиdє вαşLαя
вєиdє
вітєя...
_________________________
_______
YaLaNlArInIzI yEmEm...YaLaN OlUrSuNuZ...OyUnLaRıNıZı
AnLaRıM OyUnCaK OlUrSuNuZ...
___________________________________
Her yerde gözüm kulağım
vardır benim
"Eksik söylemek
yalan söylemek değildir"
mantığındaki Çok Dürüstler?
Beni değil,
kendilerini
kandırırlar yalnızca.
Bilmezden gelişlerim,
aptala
yatışlarım...
Kaybetme korkumdan değil,
Karşımdakilerin
yalan söyleme potansiyallerine
olan merakımdandır...
İnkar
olmaz benim hayatımda
Yaşananı, “Yaşanmamış” saymam
Sayanları da SAYMAM
Kelimelere sığmaz,
Sayfalar sürer beni
anlatmak,
Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın
YAŞAYAN BİLİR
BENİ,
YAŞAMAYAN ANLAMAZ...
___________________________________
Ben de hep ayni seyi
diyorum.. Bakin canlarim güzellerim sizin bi taraflarınızı ben
kaldiriyosam yine ben indiririm.. iki güzel laf ettiysem, biraz
alttan aldiysam biraz nabza serbet verdiysem sanmayin ki, aldim
da hayatimin odagina koydum sizi.. Ne münasebet.. Bunu yapan da
benim yapmayacak olan da O yüzden aman diyim kendinizi
olmadiginiz biseyler sanmayin.. Sesimi cikarmiyosam
anlamadigimdan diildir tenezzül etmedigimdendir icimden neler
gecirdigimi bilemezsiniz ???________________________________
VAR MI BENİ İÇİNİZDE TANIYAN?
YAŞANMADAN ÇÖZÜLMEYEN SIR
BENİM.
KALMASA DA ŞÖHRETİMİ DUYMAYAN
KİMLİĞİMİ TARİF ETMEK
ZOR BENİM...
__________________________________
BENİ YASAYAN BİLİR.
GORENLER ANLATİR.. GORMEYEN GORMEK İSTER.
GORENLER
BİLENLER ORNEK ALİR.
_________________________________
İlklerin olacak
Seni satın
alamayacaklar.
Aptalların uydurduğu
Atasözlerine
inanmayacaksın:
“Paranın satın alamayacağı şey
yoktur”
“Herkesin fiyatı vardır.”
Gibi
sözlere kanmayacaksın.
Onurunla,kimliğinle ve
Beyninle akıllı
yaşayacaksın.
Üreteceksin,seveceksin,
Sevileceksin,inançlarının
Arkasında duracaksın.
Sevgilerin
karşılıksız,
Yardımların gizli olacak.
Seni attan, ottan
ayıran
Özelliğin farkına varacaksın.
Çünkü sen insansın.
Ve
bunu yakaladığın gün,
Bembeyaz yaşayacaksın…
Yorum (2) Yorum yaz!
11/4/2006 ·
|
Yorum (yok) Yorum yaz!
5/4/2006 ·
|
AŞK
HİÇ BEKLEMEDİĞİN BİR ANDA
YOLDA İLERLERKEN VEYA BİR CAFEDE OTURURKEN BAŞINI KALDIRIRSIN VE
KARŞINDA SANA SIMSICAK BAKAN İKİ GÖZ
VE GÜZEL BİR TEBESSÜM GÖRÜRSÜN
BİRDEN KALBİNİN RİTİMLERİ BOZULUR
GÖZLERİN IŞILDAMAYA BAŞLAR
VE YÜZÜNDE BİR GÜLÜMSEME BELİRİR
AYAKLARININ YERE BASIP BASMADIĞININ FARKINDA BİLE DEĞİLSİNDİR ARTIK
KALBİNDEN GELEN SESLERİ SUSTURAMAZSIN
İŞTE DERSİN İŞTE AŞK TAM KARŞIMDA
KONUŞMAK İSTERSİN AMA SÖYLEYECEK SÖZLERİN BOĞAZINDA TAKILIR
NE SÖYLEYECEĞİNİ ŞAŞIRIRSIN
AŞKA DOĞRU İLERLERSİN
AŞKIN İÇİNE GİRDİKÇE HAYAT TOZ PEMBE OLMAYA BAŞLAR
EVET ARTIK HERŞEY TOZ PEMBEDİR.
AŞKIN TAM ORTASINDASINDIR.
ARTIK ONDAN BAŞKA HİÇBİRŞEY UMRUNDA DEĞİLDİR.
ÇİÇEKLER,KUŞLAR,GÖKYÜZÜ DAHA Bİ BAŞKA GÖZÜKÜR GÖZÜNE
AŞKTAN BAŞKA HİÇBİŞEY DÜŞÜNEMEZSİN ARTIK
ONSUZ YAŞAYAMAYACAKSIN GİBİ GELİR
AMA AŞK SENİ EN GÜZEL GÜNÜNDE YIKAR, MAHFEDER
ÇEKİP GİDER TEK BİR SÖZ BİLE SÖYLEMEDEN
BİRDEN HERŞEY KARARMAYA BAŞLAR
UMUTLARIN MUTLULUĞUN YOK OLUP GİDER
GÖZLERİNDE Kİ IŞILTI SÖNER
YERİNİ GÖZYAŞI ALIR
YÜZÜNDE Kİ TEBESSÜMÜN YERİNİ
HÜZÜN KAPLAR
MİDENE KIRAMPLAR GİRER
KALBİN ATIYORMU ATMIYORMU FARKINDA BİLE DEĞİLSİNDİR
DÜNYANIN DÖNÜP DÖNMEMESİ UMRUNDA DEĞİLDİR
HERŞEY MAHFOLMUŞTUR
DÜNYAN KARARMIŞTIR
İÇİNDE Kİ ACIDAN BAŞKA BİRŞEY FARKETMEZSİN.
SONRA BİRGÜN YİNE KARŞILAŞIRSIN AŞKLA
İŞTE YİNE TAM KARŞINDADIR
AMA BU SEFER GÜLÜŞÜ VE BAKIŞLARI FARKLIDIR
KALBİNİN RİTİMLERİ BOZULUR YİNE
BEDENİNİ SICAKLIK KAPLAR
YİNE BOĞAZINDA DÜĞÜMLENİR SÖYLEYECEKLERİN
AYAKLARIN YİNE YERDEN KESİLİR
VE İŞTE BU DERSİN
GERÇEK AŞKI BULDUM
ÖNCEKİ AŞK DEĞİLDİ AMA BU
GERÇEK AŞK BİLİYORUM DERSİN
ASLINDA NE ÖNCEKİ NEDE SONRAKİLER AŞKTIR
HEPSİ YALANDIR
ÇÜNKÜ AŞKIN KENDİSİ YALANDIR
HEP AŞIK OLDUĞUNU SANIRSIN
AMA ASLINDA AŞK DİYE BİRŞEY YOKTUR
AŞK DEDİKLERİMİZİN
HEPSİ YALAN
HEPSİ PALAVRADIR!!!!..... |
''BoNCuK GöZLü KüÇüĞüM BiTaNeSiNe''
Yorum (5) Yorum yaz!
26/3/2006 ·
10. Sınıf
İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
11. Sınıf
Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, bende tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Son Sınıf
Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve "çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek" dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, "en iyi arkadaş" olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana "hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini" söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı...
Sürekli onu izledim onun güsel yüzünü seyrettim. Diplomasini almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve "sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Aradan yıllar geçti...
Bir nikah salonundayım ve o kızın nikahını izliyorum... evet artık evleniyordu, onun "evet, kabul ediyorum" demesini, yeni hayatına girmesini izledim, başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve "nikahıma geldin teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Yıllar çok çabuk geçti...
Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı... Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi...
"Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... Keşke bana beni bir kez sevdiğini söyleseydi..."
''BoNCuK GöZLü KüÇüĞüM BiTaNeSiNe''
''GeÇ KaLMaYaLıM''
''LüTFeN''
Yorum (7) Yorum yaz!
« Önceki ::
